28 Aralık 2013 Cumartesi

Kayıp

Her notası mutsuzluk dolu bir ses beni koltuğa çiviledi. R.E.M. solistinin izole edilmiş sesi:


Sadece bir hayaldi.

24 Aralık 2013 Salı

Asıl

En öngörülen yazım.

Ben hiç doğru söylemem. Anlattığım her şeyi bir yalanla sarmalarım. Bu itiraf sonunda bana ne getirecek bilmiyorum. Yazdıklarımın ne kadarının doğru olduğunu da bilmiyorum. Bilmediğimin farkındayım çünkü bildiğim, emin olduğum bir doğrum var ve bunu kendime söyleyebiliyorum: seni sevdim. Düşünmeyi unutacak şekilde sevdim. Çok sevdiğimi söylemeye çalışmıyorum; anlatmak istediğim bundan ne kadar emin olduğum. Birlikte bir gelecekte, artık var olmayacak hayatları şekillendirmenin hayalini kurdum; fakat bunu bir trajediye dönüştürüp seni kedere boğmak istemem.

Normal olmadığın ve standart insan duyguları sergilemeyip benle konuştuğun için minnettarım. Seni kaybetmemek için her şeyi yaptım, bunun sonucunda seni kaybetmek istemiyorum.

Çekincesizlikle

18 Aralık 2013 Çarşamba

Mutluluk

Çok fazla üzerine konuşulur mutluluğun. En kolay pazarlanan kavram. Eskiden sadece bir hormona tepki olarak ortaya çıkan psikolojik bir sürek olarak görürdüm, yanılıyormuşum.

Bugüne kadar ne zaman mutsuz olduysam nedeni istediğim, hedeflediğim gerçekleşmediği için; olmak istediğim durumdan puanı daha düşük bir durumda bulunduğum için...

Ne zaman mutlu olduysam, olduğum an bana güzel geldiği için, tabi akşama kadar sürüyor etkisi ki demek...

Yazılım projelerinin %80i sonuca ulaşamıyor ve ben sürekli minik mutluluk projeleri yapıp sonucunu bekliyorum. Çoğu başarısız oluyor ve ben mutsuz oluyorum, ya da başarıyorum, bi bok olmuyor.

İlk ve son durum arasındaki durumlarda bulunmaktan memnun olduğum durumlar; örneğin sevmek ya da bir dil öğrenmek ya da yaşamak güzel ve bizi mutlu ediyor.

Yazmak da böyleyse güzel.

Sevgiler

30 Kasım 2013 Cumartesi

Başlıksız Vol. I

Merhaba herkese,

Aradan geçen uzun yıllardan sonra yeniden can vermek istedik bu bloga. Biraz daha zor olacak tahminimce yazmak. Dediğim gibi, uzun zaman geçti ne de olsa.

Eskisinden daha farklıyız artık- yani en azından ben farklıyım. Tabi ki insanın özü değişmez, insan yedisinde neyse yetmişinde de odur falan ama inkar edemeyiz, değiştik. En basitinden dahi anlamındaki de'yi ayrı yazmayı öğrendim ben. Romen Rakamlarını öğrendim- bayağı harflerini falan L'si,D'si,M'siyle. Nefessiz kalana kadar gülmeyi, dilimin ucuna gelmişse o küfrü etmeyi öğrendim. Ders arkadaşlarıyla, sosyal arkadaşlarımı ayırmayı, arkadaşlarımla dostlarımı ayırmayı öğrendim. Gideni durdurmamayı, kimse için değişmemeyi öğrendim.

Artık aykırı saçlarım yok; yani değişirken büyüdüm belki. Sonunda hayata "olduğu kadar olmadığı kader" diyebilecek kadar vurdumduymaz bir yetişkin oldum, ama hemen hemen her kadere de evde içerlenecek kadar çocuk kaldım.

Şöyle değiştim böyle değiştim, vay efendim bambaşka biriyim demiyorum. Gelir gelmez akıllarda soru işareti yaratmak istemem. Aslında hala aynı benim. Hala içten içe devrik cümlelerin daha karizmatik durduğuna inanan, sadece Lahana bebeğine güvenen, bir bardak sütlü kahveyle mutlu olan, pazar günlerini battaniye ve kitapla evde miskinlik olarak tanımlayan ama buna yıllardır sahip olamayan, mekanik şeyleri seven, mutfakta zaman geçirmekten hoşlanan, meyve aşığı obur kızım işte.

Gerçekten çok yazmak istedim buraya. İlk aylarda değil de, sonrasında içimden geçenleri yazamayınca fark ettim yazı yazmayı bıraktığımı. Yeniden yazmanın da zor olacağının farkındayım. Olsun... Yazılır artık. Şu ilk yazı çıksın da bi'...

dipnot: Yukarda belirtmeyi unutmuşum da hala yazdıklarına başlık bulamayanım!(:

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Eski ev

Bu blogdaki yazılarımın çoğunu yazdığım evden artık taşınıyorum. Üç sene önce evi ararken bizi terleten sıcağın içinde, bu sefer evde ve tek başımayım. Bir çok koli ve az sayıda koyacak eşyam var. Bunca yıldır neye para harcadığımı sorguluyorum.
Anılar yıkıyor beni her küçük kağıda elimi attığımda. Anlamsızca geliyor önce; sonrasında canıma batıyor. Kendime bu görevden kaçacak işler buluyorum. Blog yazmak yaklaşık iki yıldan sonra örneğin. O zaman dinlediğim müzikle şimdiki aynı bile değil. Farklı biriyim. Daha üzgün. Belki daha yalnız.

Kasım'dan zaten hep nefret ettim.