31 Ekim 2011 Pazartesi
Başlıksız vol. 14
O değil de, statik ödevinden 91 almışım.Çok pis gaza geldim!
Hadi herkes iyi uykular dilesin bana, sınav için başarılarmış, iyi şanslarmış falan kasmayın.Sadece tatlı tatlı uyumak istiyorum yahu.
Ben kaçtım.
Aaaa, buarada Yiiiit; sana süprizim var!
30 Ekim 2011 Pazar
♫♪♫♪
http://www.youtube.com/watch?v=xyTDsLydMO4&feature=grec_index tıklayın efendim. (:
dipnot:
Yazmak
Kimileri öldüğümü filan düşünmüş. Yok ama hiç bir şey olmadı. Buraya en son yazan benle aynı ben gibi değilim ama yine de.
Geçenlerde bir ayrılık yaşandı galiba burada. Pek takip edemedim. Kendi ilişkimdeydi aklım. Kusura bakma Türküler.
Yarın sabah vizem olduğunu öğrendim. Bişeyler yaparım umarım. Neyse bu kadar işte.
26 Ekim 2011 Çarşamba
Başlıksız vol.13
Dün kampüste salakça yürürken Yiit mesaj attı.Yazdığım tek şey şuydu: Sana ihtiyacım var.
Bugünde güya statik ödevine odaklanmaya çalışırken, msn sesi duydum, bi baktım ki ; oydu! Tatlım, sıra arkadaşım, Orkun.
Belki sadece napıyosun dedik birbirimize.Düz bi soruydu belki, ama biz biliyorduk onun ne demek olduğunu.Ve hayatımda bikaç aydır yok olan bu insan, yokluğunda olan olaylara yorum yapıyordu.Yanımdaydı.
Belki öğle tatilinde, ton balıklı sandiviç yiyip cep votkası içtiğimiz günlere çok uzaktık ama hala ordaki gibiydik.Salakça riskler alan, umursamaz gözüktüğünde dünyanın en umursayan insanı kesilen bizlerdik yine.
Acıyor dedim.
Ne zamandır vardı dedi.
Düşündüm aslında biraz, var mıydı diye düşündüm.Sonra Nisan ayına karar kıldım.
O kadar uzundu ki bu süre benim için, ve o bunun öylesine farkındaydı ki. Sevmişsin dedi.
Kabul etmedim bunu.Belki de hiçbizaman kabul etmicem birini sevdiğimi.Sevmek başka bişey çünkü...Sevmedim belki de dedim.
Ve o, öyle benziyordu ki bana.Evet sadece alıştın belki de dedi.
Alışmak.
Tabi ya, uygun kelime buydu.
Eksikliğimi yaşamak istemiyordu sadece.Ve bende belki de sadece eksikliğini yaşamak istemiyordum.
Evet, hadi böyle yapalım!
Kimse söylemesin kimseye.Herkes saklasın ne hissettiğini.Alıştım desin..
Konuşmasın, kaçsın.Sinirliyken konuşmak istemedim desin.
Hayal kursun, onlar yıkılsın.Hayalperest değilim desin.
Ben hayalperst değilim ama, sadece çok fazla ütopya üstünde duruyorum!
25 Ekim 2011 Salı
Hoşçakal.
Seninle mutlu olduğumu söylerken hiç yalan söylemedim sana, mutluydum.Ama kendi yaptığın bir kabahatten sonra seni aradığımda telefonumu açmayacak kadar bana değer vermediğini görmemiştim hiç.
Ben ilk kez benim için özel olan birini arkadaşlarımla tanıştırırken, seni bu amaç için okuluma çağırmışken; kendi lise arkadaşlarınla oturduğun çay bahçesine çevirdin orayı.Benim için değil, kendin için gelmiştin oraya.Halbuki ben çağırmıştım seni cumartesi günü telefonda konuşurken!Ne yaptın sonra?Telefonu kapatır kapatmaz tüm lise arkadaşlarınla buluşmaya karar verdin galiba?Benim arkadaşlarımsa umrunda bile değildi.
Bana önem verdiğini söylerken, yalan söylemiyor olmanı dilerdim.Ama aslında ben seninle ilgili o kadar çok şey dilerdim ki!
O kadar lise arkadaşının yanında bizi çiçek gibi diktin, beş dakika toplamda ya konuştun ya konuşmadın.Ve benim mutlu bi anımı paylaşmak için yanıma gelmiş üç arkadaşımın yanında senin yüzünden ağlamak zorunda değildim ben.Ama galiba bana verdiğin önem yaşartmıştı gözlerimi.
Benim arkadaşlarım sana ne kadar kaba davranırlarsa davransınlar, alttan alman gerekirdi diye düşünüyorum.Özeldin sen, yanımda olandın.Hoş, bence herşeye rağmen sana kaba davranan da yoktu.Senin bize davrandığın gibi davranıldı sana, hepsi bu!
Tüm bu yaşananlarla birlikte kötü bi güne rağmen, herşeyin bitmesine rağmen; sesini duyup hoşçakal demek istedim sana.Buraya bi dolu yazı yazmak yerine sana söylemek istedim.Çünkü en azından sesini duyarak bitmesini istiyordum.Ama ben senin için öylesine önemliydim ki, sen sesimi bile duymak istemedin.
Tabi ya, neden sesimi duymak isteyesin ki.Arkadaşlarınla senin için doğum günü planı yapmaya falan çalışıyorum.Böyle saçma sapan işlere bulaşan, gereksiz bi insandım hayatında.Sesimi duyarak vedalaşsan ne farkederdi.Şimdi düşündükçe daha mantıklı geliyor.Sonuçta bitti değil mi?
İnsanlar değişmezmiş.Sanırım doğru.Bana hiç bizaman gerektiğim kadar değer vermeyecektin zaten, tıpkı benimde sana herzaman gerektiğinden fazla değer verdiğim gibi.
Hoşçakal demeyi sevmez çoğu kimse.Çünkü üstüne söylenebilecek başka söz yoktur ya hani...Ama bence içinde bulunduğumuz durum için daha güzel bi söz olamazdı.
23 Ekim 2011 Pazar
Oyun.

”Bir oyunun kurallarından kuşku duymak asla mümkün değildir. Çünkü onları belirleyen ilke tartışılmaz niteliktedir. Kurallar ihlal edilir edilmez, oyun evreni çöker, oyun diye bir şey ortada kalmaz. Hakemin düdüğü büyüyü bozar ve ‘bildik dünya’nın mekanizmasını bir an için geri getirir.”
Paul Valéry
18 Ekim 2011 Salı
Başlıksız vol.12
Soğuk oldu havalar artık.Sevdiğim kıvama geldi herşey.Soğuk hava, ve içilen kahveler ve harika sohbet.Kış insanıyım sanki.Zaten yazı hiç bi zaman sevmedim; bi de bu yazın o kadar uzak ve o kadar yalnızdım ki..Bu sene kış açık ara önde (:
Eve yayılmış harika bi kahve kokusu var şimdi.Ama yanımda olmasını istediğim kimse yanımda değil, bunu naparız bilmiyorum.
Odam da ders çalışırken hissedilen kış ve hissedilen yalnızlık.İkisine de çare yok ama ders çalışarak unutabilirim sanıyorum.Aslında böyle sanmıyorum.Ama yıllardır kendimi bu yalana çok feci inandırdım.Şimdi gelsin biri bu yalanı bozsun istiyorum?Bunu isteyip istemediğimi bilmiyorum aslında.
Hiçbişi eksik olmasın hayatımda, herşeyden çok az olsun.Sadece çikolata, kahve ve aşk en çok olsun ((:
7 Ekim 2011 Cuma
3 Ekim 2011 Pazartesi
Saçma Öğütler-1
Kelimelerle konuşmak varken, duygularıyla konuşmayı seçmemeli insan.
Eğer siz de bu hatayı yapmışsanız.Bırakın.
Acıyor.
2 Ekim 2011 Pazar
silinmemek üzere yazılmış paragraflar dizisi[- numara bilmem kaç?]
Hayatına birini kolay kolay sokamaz insan.Belki de bu yüzdendir çıkartmak için bu kadar zorlanması?
Yoksa sevdiği için mi çıkartamaz?Belki sadece alışmıştır.
Belki gerçekten seviyordur?
Sevse der mi öyle?
Bu kadar kolay kabul eder mi dönüp arkasını gitmeyi?
Yok yok..Hayatına kolay kolay sokamadığı için kolay kolay çıkartamaz insan.Sanırım sevmekle alakası yok bu durumun.Sevgiden olsaydı tüm bunlar, dönüp gitmek fikir olarak bile barınamazdı akıllarda.Alışmıştır sadece insan?Bu da çok acımasızca değil mi ama?Sen tut onca şey yaşadığın kişiye; ben sana çok alıştım gitme de.
Aslında tamam; bunu de.Gitme de!
Acımasız ama, alıştım demek.Zordur çünkü sevdim demek ve en az alıştım demek kadar acımasızdır.Düşünse ya, birini sevmişsin..
Yada sevdiğini düşünürek ama aslında sadece yanında isteyerek geçirmişsin tüm zamanınızı.
Küçük bi oyuncağı vardır ya her çocuğun.Devamlı yanında olsun ister.Böyle sanki onu kaybetse herşeyin kötüye gideceğini falan zanneder.Öyle bişidir işte.
Gitmesin ister insan.Ama sevdiğinizden değil.Sadece görmek istediğinden.Alıştığından değil.Sadece koklamak istediğinden.Sarılmak istediğinden değil.Sadece öpmek istediğinden.