Aslında gayet sıradan bir akşam geçirmeyi planlıyorduk.Ablamın laptopına filmimizi koyduk, salon koltuklarına yerleştik ve evet film izlemeye hazırdık.
Filmimizin adı "Marley ve Ben".Bilmiyorum neden ama galiba oyuncuların Owen Wilson ve Jennifer Aniston olmasından kaynaklı bir ön seziyle filmin romantik komedi olduğunu düşünüyorduk.Filmin henüz yarısına gelmemiştik ki, Marley'in çiftin filmde aldıkları şirin mi şirin bir labrador olduğunu anladık.Gerçekten güzel bir filmdi.İçinizi bayan romantik komedilerden
değil.Hele ki, filmde ki Marley gibi yaramaz bir köpeğiniz varsa, sanki onu izliyor gibi oluyorsunuz.Benim için öyleydi en azından.Ekranda Rex vardı.Yaşanan olaylara göre zaman zaman Wilson'a zaman zaman da Aniston'a dönüşüyordum.Ama o bizdik.Rex ve ben.
Tam olarak Rex'in büyümesini izledim orada.Yaramazlıkları, söz dinlememesi, umulmadık şeyleri ısırıp parçalaması...Evet o tam olarak benim aşkımdı.Aşkım , evet.Hayatım boyunca, sadece ona aşkım dediğim için o kadar mutluyum ki!Anlatılabilir bir şey değil.
Geldiğinde elime sığıyordu, o kadar şirin, o kadar ufak ve o kadar şişkoydu ki!(: Yürürken göbeği yere değiyordu neredeyse.(: Abartmıyorum, cidden o denliydi!(: Çok minik olduğu için, bahçede kalmıyordu ilk günlerde, benim odamın balkonu onun mekanıydı.Tabi ki, annem uyuduğunda benim odam da onun mekanı oluveriyordu(: Babam bir kaç kez Rex'i odamda yakaladı ama o o kadar tatlıydı ki...Fazla kızamıyordu o da(:
Zamanla benim şişkom büyüdü.Eskiden avucuma sığan köpeğimi artık iki elimle zor kaldırıyordum.Büyüdü, çok yakışıklı oldu.Tabii, cüssesi büyüdükçe yaptığı yaramazlıkların
zaman zaman boyutu da arttı(:
Annem her zaman onu benim şımarttığımı söylüyor.Tamam, olabilir, kabul ediyorum.(: Ama ona karşı sert olamıyorum, o benim kahramanım. Biraz irileşmiş olabilir ama hala bebek o benim için. Annelerin gözünde çocukları hep çocukmuş ya, onun gibi bir şey.Dışarıdan bakan insanlar, "off ne kadar korkunç gözüküyor" falan diyorlar.Bunları duyunca dönüp Rex'e bakıyorum, ve gülüyorum.Bundan 5 sene öncesinde, göbeği neredeyse yere değen şişkodan başkası değil bu diyorum!O bizim yanımızda büyüdü, birlikte büyüdük.Biricik aşkım o benim, kahramanım!

(Bu fotoğraf 2yıl öncesinden- 2008)
Filmde ki Marley de öyleydi işte.Sanki hayatımızın bir değişik versiyonunu izliyordum.Ama tabi ki hayatımızdan biraz daha hızlı ilerliyordu o film.Yıllar geçti...
Wilson ve Aniston'un 3tane çocuğu oldu falan.Ve Marley, o yaşlandı.Zamanla enerjisi gittikçe azaldı.Eskiden yaramazlıklar yapan köpeğe bir durgunluk çöktü.Hastalandı, veterinere götürüldü bir kaç kez.Ve sonunda, Marley öldü... :/
O an durdum işte.
Tüm film boyunca bizi izlediğimizi düşünüyordum ama bu ölüm.Yok olmadı...Rex de mi ölecek?!?!?! Tabi ki de ölecekti! Ne kadar salağım böyle.Hayır ama, yakıştıramıyorum ona.O benim kahramanım, ölemez.
Ve ağlamaya başladım.Alt tarafı bir film diyebilirsiniz.Tam olarak öyle sayılmaz işte!Hayatımın devamlı içinde olan bir tarafını -hatta o kadar içinde ki çoğu zaman unuttuğum tarafını- gösterdi film bana.Benim de bir köpeğim var, ve yaşlanıyor, ve bir süre sonra ölecek.
Ocak ayında 6yaşına girecek.Rex ile geçmiş 6sene.Babamın onu kucağıma verdiği günü hatırlıyorum.Şimdi burada bir gün öleceğini konuşmak acı veriyor...Ben onu hala çok seviyorum, öldükten sonra da böyle olmaya devam edecek.
Aslında içime dokunan tarafı bu değil.Yani tüm bunlar, canımı yakıyor evet ama.Rex'in ölümünde beni yıkacak olan taraf şu ki, o öldüğünde ben yanında büyük bir ihtimal olamayacağım.Annemlerden gelen bir telefon ve o öldü.Bu mu yani?!?!?!Kahramanım böyle mi ölecek?Onu en son gördüğümden beri kaç ay geçmiş olacak.Telefonda yığılıp kalmam umarım... :/ O anı nasıl yaşarım bilmiyorum.Rex'in ölecek olması... Bu gerçekten canımı sıkıyor işte.
Seni seviyorum aşkım...Hep biricik yakışıklım olacaksın!