26 Aralık 2010 Pazar

Başlıksız vol.9

Facebook'umu geri akrifleştirebilirim sanırım o.O

Yaklaşık 10gün sınavsız bi dönemim var, gerçi bunun 7si falan çalışmakla geçecek ama her neyse işte..Açsam mı geri?

Ya da sınavlar komple bitsin, sömestra açarım.

Evet, sanırım bu daha mantıklı oldu.
Ama her zaman mantıklı şeyleri yapmam XD

Firefox

Özür dilerim la tilkicik.. Ayrı kaldık bunca zaman. Ayıp etmişim sana, adam değilmişim. Bunun anısına bu saçma yazıyı sana ithaf ettim. Affet beni tiklicik

24 Aralık 2010 Cuma

♫♪♪♫♪

Dinleyin, eğlenin(: http://fizy.com/#s/1ai2vh


Adını yazmıyorum şarkının, sadece meraktan olsa da tıklayın diye XD

21 Aralık 2010 Salı

Yeni Dost

Yeni dost daha iyidir, ben daha haklıyım. Mocha filan ısmarlar böyle, iyi gider kış kış :D

Eski Dost

Eski dost her zaman iyidir diyorum.Haklıyım.Lise arkadaşlarım farklıdır benim.İyi olarak andığım belki çok lise arkadaşım yok, ama olanların hepsi birbirinden farklı ve özel.Bu yazı da onlara gelsin...

Biricik pesimist sıra arkadaşımdı o benim.Orkun ya, tatlım benim...

Ne zaman konuşmuştuk biz onunla.Nisan ayı bile olabilir.Yazdığı bir kaç satır bile konuşmamıza yetti.Konuştuk konuştuk....Moralimizin nasıl olduğundan girdik, konuştuk..İstanbul'a çağırdı, gelirsem yapacaklarımızı anlattı, bi heveslendim falan...Sonra tabi ki laf Barış'a geldi.(: Sonra babamı konuştuk, bişiler bişiler kapattık sonra...

Özlemişim onu.İstanbul'a gitmeyi başarmam lazım artık.Yiiiit' de çağırıyordu zaten.Ayarlamam lazım.

İçinde bulunduğum iğrenç ruh halinden bahsetmek istemiyorum.İğrenç işte, okuyanlar da biliyor zaten..


O zaman, sayın sevgilime burdan yarın başarılar diliyorum!!!Umarım sınavı iyi geçer (:

Herkese iyi geceler (:

17 Aralık 2010 Cuma

Belle

(Quasimodo)

Güzel,*

Bu kelime onun için bulunmuş gibi.

Bedenini göstererek dans ettiği zaman, sanki

Uçmaya hazır bir kuş, kanatlarını aralıyor.

Sonra Cehennem ayaklarımın altında açılıyor

Bakışlarım onun Çingene elbisesine düşünce

Dua etmek ne yarar sağlar şimdi, Meryem’e?

Kim,

Atacak olan ona ilk taşı?

Hak etmez yaşamayı!

Ah Lucifer!

İzin ver, yalnız bir defa

Gezdirmeme parmaklarımı Esmeralda’nın saçlarında

(Frolo)

Güzel,

O şeytanın vücut bulmuş hali mi?

Gözlerimi sonsuz Efendi’den almak için geldi

İçime bu bedensel arzuyu yerleştirdi

Engellemek için görmemi Cenneti.

İlk Günah’ı taşıyor vücudu

Onu arzulamak beni yapar mı bir suçlu?

O,

Fahişe olarak gördüğümüz bir kız, şimdi

Birden taşıyor insanlığın haçını sanki

Ah Meryem

İzin ver sadece bir kere, açmamı

Esmeralda’nın bahçesinin kapısını.

( Phoebus )

Güzel,

Onun büyük gözleri seni büyülemiş olsa bile

Olabilir mi hala bir bakire?

Hareketlerinde gördüğümde dağları

Ve mucizeleri

Sevgilim, müsaade et sadakatsizliği

Hangi erkek bakışlarını çevirebilir ki ondan,

Tuz sütununa dönmekten korkusuna rağmen?

Ah Fleur-de-lis!

İnançlı bir adam değilim ben

Ve gidip toplayacağım Esmeralda’nın gül bahçesinden

(Quasimodo-Frolo-Poebus)

A quoi me sert encore de prier Notre-Dame

Est celui qui lui jettera la première pierre

O Lucifer !

Glisser mes doigts dans les cheveux d'Esméralda

15 Aralık 2010 Çarşamba

Kral...

Yorgunum çok...

Dün gece 4e geliyordu yatağıma gittim.Sabah 8.30 da alarmla uyandım. Derse girdim, çıktım, sonra başka ders, sonra başkası falan.5saat derse girdim yani.Dersten sonrası arkadaşlarla calculus çalıştık bi saat falan, sonra sınava gittik.Çizim sınavımız vardı.Eve geldiğimde saat 9a geliyordu.

Yemeğimi yedikten sonra, yatağıma uzandım şöyle bi.Yorgunluğu hissettim.Ama ders çalışmam lazım diye düşündüm.Biraz dinlenip sonra çalışırım diye düşünüyordum.Aslında, büyük ihtimal uyuyakalacağımı biliyordum o an ama, kendime bunu yapmak istedim.Gerçekten yorgundum.Bizimkilerle sohbet edip, uykumun açılmasını istedim.Babamı aradım...

Babam.Bu adam gerçekten öyle anlatılmakla falan olacak birşey değil.Tanımak lazım.Herkesin babası kendi kahramanıdır.Yani, en süper baba benimki demiyorum.Ama benim babam benim için bi kahramandan çok daha fazlası.Seviyorum seni babacım.

Saat 10'u geçiyordu...Efendim kızım dedi, napıyosun baba dedim.Dersteyim babacım,11de bitiyor dersim; hayırdır dedi.Ben öylesine aramıştım diyemedim bile."Öylesine" çok boş bir kelime gibi geldi o an.Öylesine...Saat akşam 10da, hala ders anlatan bi adama, öylesine demek.Onun için öylesine diye birşey var mı diye düşünüyor insan.Sonra kapattık telefonu, dersini bölmek istemedim.Annemi aradım.Napıyosun anne dedim, yemekleri ısıtıyorum dedi.Isıtma boş ver, babam derste dedim.Belki 10da bitebilir demişti, sıcak olsun diye falan bişeyler dedi de...Açıkçası tam hatırlamıyorum o an ne konuştuk.

Ağladım sonra.Annem panikledi, n'oldu falan dedi.Çok üzüldüm anne dedim.Babam artık genç değil, şu saatte hala çalışıyor dedim.Bunun üzerine, tahmin edilebilir bi konuşma döndü aramızda.Detayları boşverin...Yapabileceğin birşey yok dedi annem.Haklı sanırım.

Ama kralıma bu kadar yük bindirmek hoşuma gitmiyor.Çünkü, krala birşey olursa hayatı başarıyla karşılayabilecek bir prenses bırakmayacak arkasında.
Okulumdan başka birşey yok onu mutlu edecek.Biliyorum bunu.Ve bu daha da üzüyor beni.

Onu mutlu etmenin yolu derslerimin iyi olmasıyken; başarısızlıkla sonuçlanan midtermlerim için üzgünüm.Gerçekten ama...

"Elbet bigün prensimi bulucam, ama babam hep kral olarak kalacak" diye bir geyik döner ya kızlar arasında.Aslında o kadar saçma ki; nasıl bir prens kralla mukayese edilebilir ki? Kraldan başka kim bu kadar fedakarlık yapar ki hayatından? Kraldan başka kim, seni seviyorum derken her harfi hisseder ki ve kraldan başka kim, sen üzülme diye dünyanın yükünü kaldırır ki.

Babamı hep çok sevdim.Kahramanım o benim.Ona hak ettiği mutluluğu vermeyi diliyorum sadece.

Dersime geri dönmek üzere gittim ben.

Başlıksız vol.8

Selam millet :D
Giriş yapmanın da böyle gevşekçesi :pPp Gevşek diyince şimdi aklıma ne alakaysa Mertle vakti zamanında ettiğmiz gevşekçe mi yavşakça mı temalı kavga aklıma geldi.Komikmiş, düşününce.Neyse...

Ders çalışıyorum, sıkıldım.Kafa dağıtmak istedim bi yazayım dedim.Zaten Barış'ta uyudu, bişey yok şuan kafamı dağıtacak; yazmak dışında...

Calculus çalışıyordum, yarın çizim sınavı olduğnu hatırladım falan.Çizim çalışıyordum, ondan da sıkıldım...Bi şekil daha çizince, calculuse geri dönücem zaten.Zor zanaat arkadaşım öğrenci olmak. :D

Yiiit'e de akşam skype'a gelirim demiştim :/ Gerçekten vaktim olmadı ama.Eve 18.30 gibi geldim.Yemek yap, pişsin, otur ye, dinlen.Derse başlamak 20.00 oluyor.Sonra çalış, kahve yap çalış 21.00.Anne-babayla konuş, çalış, kahve iç, çalış 22.30.Ara ver, ders çalış, kahve iç,ders çalış,Barışla konuş 00.00.Çizim çalış, ara ver şuan işte xd

Sanırım bu gece uyumam.Zaten uykumda yok.Sadece okulda 2 tane kahve içtim.2 tane de evde..Etti mi sana dört.Tamam tamam, o iğrenç espriye bağlamıyorum konuyu xd

Sanırım yazdığım en iğrenç yazı.Mazur görün arkadaşlar, kayışı kopmak üzere olan bi öğrenciyim şuan.Cumartesi öğlene düzelirim.Amin xd

Gittim ben.Çizim yapcam....

11 Aralık 2010 Cumartesi

"Oha kız counter oynamış"

Güzel bir gündü.Nedense sınav kısmını saymıyorum.Sınavlardan çıkınca, "of kötü geçti" demiyorum.Üzülüyorum ama, dakikalık şeyler bunlar xd Eskiden olsa, bayağı uzun sürerdi bu kötü olma evresi ama; nasıl desem...Elimden geleni cidden yapıyorum, e bu kadar oluyor.Yapacak bir şey yok o zaman.Ne demişler "Elleme düzelir" :D

Sınava fizik bölümünde ve hatta o iğrenç lab'da girdim.Neyse, fiziğin içi biraz kasvetlidir. (Burda hem fizik bölümünün binasından, hem de fizik dersinin içeriğinden bahsediyorum xd ) İşte o kasvet hakimdi, dışarı çıkmak için yürürken.Herkes bir soruyu soruyor, of ben yapamadım, sen nasıl yaptın lan muhabbetleri falan.Kısacası, insanoğlunun sınav olmaya başladığından beri yapmaya başladığı ve hala bırakamadığı dialoglar...Neyse, bu dialoglar sürerken; çıktık dışarı.İnsanları bilmem ama, benim üstümden anında dağılan bi kasvet vardı..

Fizik çimleri , her zamanki fizik çimleri değildi o an.Sanki Ilgaz'a falan gitmiştik. ((: Yanımda hala sınavı umursayan bikaç kiş vardı ama, ben bikaç metre önümde kartopu savaşı yapan grupla daha çok ilgileniyordum, rektörlük binasının arkasında, kartopu yapan gençlik.Onlarda haklılardı; ODTÜ'ye beyaz çok yakışmıştı, yeşilin yakıştığından daha çok hemde.

Çatı'ya gittim , oturdum biraz.Sonra çarşıya doğru yürüdüm Batuhan'ın yanına.Fotoğraf makinemin olmamasından kaynaklı bi burukluğum vardı evet.Ama onun fotoğraf makinesini kullanma iznim vardı, mutluydum.Batuhan'ın fotoğrafını çektim, etrafımı çektim.O beni çekti falan.Sonra Devrim'e gittik.Ve, başka bi dünya!

Yanlış hatırlamıyorsam 4 tane kardan adam vardı.Her taraf kartopu savaşı yapan insanlarla doluydu.O kadar eğlenceliydi ki her şey.Evet ya, harikaydı..Biri sevgilisinin adını kocaman kara yazmış.Ama öyle büyük yazmış kiii, nasıl desem; ancak devrim tribünlerinden okunurdu ne yazdığı.Biz nasıl mı okuduk?Yandan harfleri takip ederek.Aslında teknik olarak; çizim dersinde ki right view gibi bişi. xd Israrlarıma dayanamayan, daha doğrusu sonra söylenmemi engellemek isteyen sayın arkadaşımla kartopu savaşı yaptık.Ve, işte eğlence!

Adam yetenek çıktı!Sanırım 5 kez başıma isabet ettirdi.Ama olay çok eğlenceli bi şekilde gelişti.Savaşırken, attığı kar, başıma geldi ve ben "head shot" dedim.Adam eğlendi karşımda; ve bi süre belkide hatırlayıp çok eğleneceğim bişeyi söyledi "oha!kız counter oynamış" Eğlendim ya, güldüm falan.Cidden iyiydi :D Sonra bi daha attı, second shot :D Zaten söylemeyi bıraktım bi süre sonra, adam profesyonel çıktı ((:

Kimsenin umrunda değil fizik sınavı.Ya da ben umrunda olmayan insanlarla takılıyorum.Ya da herkes umrunda değilmiş gibi takılıyor.Cidden ama ne yapabilirim artık, karın tadını çıkartmaktan başka birşey yok.

Eğlenin millet, kış geldi! Benim mevsimim...


Anlamsız

Aşık olmam lazım.. ilgilenen arkadaşlar blog vasıtasıyla iletişime geçebilirler :P
O diil de cidden aşık olmam lazım.. Şarkılar anlamsız, sözler anlamsız, okul anlamsız, rakı anlamsız.. Çok sevip acı çekmedikçe mutlu olmak anlamsız.. Sıkıldım hiçliğin dibinden. Amacım yok niyetim yok, hiç bir şey yok. Belki tanımsızlığım da bundandır diyorum bazen. Bu sıralar o bazı anlar sıklaşmaya başladı.. Nasip..

9 Aralık 2010 Perşembe

Başlıksız vol.7

Eveet, saati 4 etmek üzereyim.Bu saate kadar hep ders mi çalıştım peki.
Yahu zaten 12de başladım derse.12den beri de hep çalışmıyorum.Mesela son yarım saattir, yarın için hazırlıklarımı yaptım.Evet, ilkokul çocuğu gibi çantamı hazırladım, okula götüreceğim defterlerimi hazırladım...Sabah büyük ihtimal uyku sersemi olacağımdan bişeyleri unutmaktan korktum açıkçası.Neyse, hazırlıkları attık, kaldı üç buçuk saat.Peki üç buçuk saat ders mi çalıştım.Yine hayır.Yaklaşık bi saat Barışla konuştum.Ne konuştuğmu sanırım bu yazıyı okuma olasılığı olan herkes bildiğinden, konuşma detaylarına burda girmiyorum.Eee, geriye kalan iki - iki buçuk saatte ders mi çalıştım.EVEEEET! (: Aferin bana. :pPp

İnternete geldim, herhangi biri olsaydı; onla konuşup uykumu dağıtacaktım.Sonra yine ders çalışırdım..Yani uyumazdım.Zaten saat 4 olmak üzere, alarmımda 6.15te çalıyor, durum kötü aslında.Sabah 8.40da dersim olmasaydı keşke.

Geçende böyle bişi yaptığımda -az uyku çok ders ve az yemek üçlüsünü - okulda bayılmıştım..Evet hatırlıyorum.Yarın başıma bişi gelmemesini temenni ederekten yazımı sonlandırıyorum.
Saat şuan 03:54.
4:00 da uykuya dalmış olmam dileğiyle, esen kalın insancıklar XD

7 Aralık 2010 Salı

Sonbahar...

son bahar..bunu hissetmek öyle hoş ve yarattığı melankoli öyle sinir bozucu ki.tabi, benim gibi melankolik olmaya eğilimli değilseniz, sonbaharın tadını çıkarabilirsiniz.benim için öyle eğlenceli olmuyor açıkçası.aslında dinginliği hoşuma gidiyor.ama kurtulamıyorum bundan.
şiir takıldı gözüme.beğendim paylaşıyorum.şairini yazmıyorum, anlayın artık kim olduğnu.

o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

o kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
......


Interlude'ya, İstanbul'da sahafa falan gidersen benim için bu kitabı bulur musun?bu kitap derken bu şiirin olduğu kitap.
Portreler.Saol şimdiden.Ben bulamadım bi türlü burda :(

Beklenti

Ve beklentiler, hayallere dönüşür.

11buçuk da 198deydim, okula gidecektim.Otobüste devamlı binenlere bakıyordum, her bineni o sanıyordum.Yüzünü göremediğim her binen erkek, oymuş gibi heycanlanıyordum.
Evet, sabah biraz salaktım.Beklentilerim vardı.Ve sonra her bir beklentimin hayale dönüşmesini izledim ve Yann Tiersen'le dinledim.

Dün Barışla kavgalıydık biraz.Ben ona, saat kaçta otobüse bineceğimi söylerdim, o da o saatte o otobüse binerdi, ODTÜ kapısında inerdi, okuluna giderdi ordan.Sabah 10gibi mesaj attım."11 buçuk otobüsü..."Evet, gece tartışmıştık ama, nasıl desem..Gelir sanıyordum.Gelmedi.Bekledim ama.Sinirim bozuldu.Aradım açmadı.Mesaj attım cevap atmadı.Klasik bir trip vakasıyla karşılaşmıştım.Ya da etkisi uzun süren bir kavgayla.

Neyse ama, saat 15.30a doğru, aradı.Sinirinin geçmesini mi bekledi, yoksa o zaman mı müsait oldu, yoksa sadece burnumu sürtmeye çalışıyordu bilmiyorum.Ama ben ilk defa o aradığında "sonunda!" demiştim.

Amacın neydi bilmiyorum Barış.Ama her ne yaptıysan, çeşitli reaksiyonlar aldın, ama bu reaksiyonlar o kadar homojen ki, sen anlayamazsın.Sadece bigün etkilerini görürsün.

Hayır, hayır...Olamaz.Herkesin aklı kötü şeylere gitti şuan.İçiniz fesat sadece!Etki her zaman kötü olmaz gençler.....Ama her zaman iyi de olmaz.....
Neyse işte, saat 16 falandı, barışmıştık.Hatta nerdeyse, sanki o tartışma falan hiç olmamıştı.

Öff...Sıkıldım.Uyumaya gidiyorum.

6 Aralık 2010 Pazartesi

uyandım, hatta üstümü bile değiştirdim sayılır.sonra oturdum yatakta.ilk derslere gitmek istemiyorum dedi içimden bi ses.diğeri de, tamam gitme o zaman dedi.ve ben tekrar uyumak üzere üstümü geri değiştirdim.saat 13.30da ki derse giderim sanırım.o zaman da sınav var zaten, bi zahmet gitmek lazım :D

5 Aralık 2010 Pazar

where good ideas come from?

Chance favors the connected mind!

Başlıksız vol.6

Sessizlik hakim blogda yine.Ve ben bunu bozmak için burdayım.

Hadi benim canım sıkkın.Canımın sıkkınlığının geçen gece yazdığım olayla ilgisi yok.Barış'ın tahmini gibi o olay tatlıya bağlandı cuma günü zaten.Ve Yiit'in dediği gibi, sanırım internetteki yanlış anlaşılma furyasına kurban gittik.Yüz yüze konuşurken sorun yoktu.

Neyse işte yine canım sıkkın.Çözüm aramaya çalışmayın sevgili arkadaşlarım.Avrupa'da ülkemize doğru gelen bir soğuk hava dalgası varken, içimde güneş bile açsa, dışarıda donar o güneş.Özetle canımın sıkkınlığı klasik bir Türküler vakası.Eğlenceli bir şey bulduğum anda, geçecek XD

Eğlenceli şeyde öyle kolay bulunmuyor hani.Kapı çalıp, heey ben geldim diyen eğlenceye rastlamadım henüz.

Neyse, aslında çok yazacak konum yok.Çünkü sınavsız bir hafta geçiren ODTÜlü gencin anlatacak bir şeyi yoktur.Kafayı dinlemiştir o hafta.Ne aksilik vardır hayatında, ne de sorun.Sınav yok ki!!(: Ama bu hafta var.Fizikle ikinci midterm sayfasını açıyoruz.Haydi kolay gelsin. (:

Şuan buraya yazmamın sebebi de, hani belki Interlude yazmak için bu kadar çabaladığmı görür de, yazar bir şeyler.Sessizlik ona hakim aslında.Gerçi adam dün diff sınavından çıktı.Normaldir.Ama yazsa fena olmaz :C

Bide, nick'ini değiştirsen mi acaba? Her yeni chapterda, calculus hocası, Interlude yazıyor, ben gülüyorum. :D Olmaz böyle XD

2 Aralık 2010 Perşembe

yazamayacak kadar sinirliyim.
o zaman ne diye yazmaya çalışıyorsun, diyen insanlara ithafen;
çabalamak güzeldir :C