26 Ekim 2011 Çarşamba

Başlıksız vol.13

Eğer bi insan bi insanın gerçekten dostuysa, hissedermiş.Doğrudur, hissediyorlar.

Dün kampüste salakça yürürken Yiit mesaj attı.Yazdığım tek şey şuydu: Sana ihtiyacım var.
Bugünde güya statik ödevine odaklanmaya çalışırken, msn sesi duydum, bi baktım ki ; oydu! Tatlım, sıra arkadaşım, Orkun.

Belki sadece napıyosun dedik birbirimize.Düz bi soruydu belki, ama biz biliyorduk onun ne demek olduğunu.Ve hayatımda bikaç aydır yok olan bu insan, yokluğunda olan olaylara yorum yapıyordu.Yanımdaydı.
Belki öğle tatilinde, ton balıklı sandiviç yiyip cep votkası içtiğimiz günlere çok uzaktık ama hala ordaki gibiydik.Salakça riskler alan, umursamaz gözüktüğünde dünyanın en umursayan insanı kesilen bizlerdik yine.

Acıyor dedim.
Ne zamandır vardı dedi.
Düşündüm aslında biraz, var mıydı diye düşündüm.Sonra Nisan ayına karar kıldım.

O kadar uzundu ki bu süre benim için, ve o bunun öylesine farkındaydı ki. Sevmişsin dedi.
Kabul etmedim bunu.Belki de hiçbizaman kabul etmicem birini sevdiğimi.Sevmek başka bişey çünkü...Sevmedim belki de dedim.

Ve o, öyle benziyordu ki bana.Evet sadece alıştın belki de dedi.
Alışmak.

Tabi ya, uygun kelime buydu.
Eksikliğimi yaşamak istemiyordu sadece.Ve bende belki de sadece eksikliğini yaşamak istemiyordum.

Evet, hadi böyle yapalım!
Kimse söylemesin kimseye.Herkes saklasın ne hissettiğini.Alıştım desin..
Konuşmasın, kaçsın.Sinirliyken konuşmak istemedim desin.
Hayal kursun, onlar yıkılsın.Hayalperest değilim desin.

Ben hayalperst değilim ama, sadece çok fazla ütopya üstünde duruyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder