29 Kasım 2010 Pazartesi

Başlıksız vol.5

Oldu mu, olmadı derken.Oldu.

Kampüste dolaştım, fotoğraf çektim.Aylak aylak dolaşarak müzik dinledim, ya da kafa dinledim, emin değilim.Aslında güzel bir gündü.

Rüzgarı hissettim.Yann Tiersen eşliğinde, bir kitap okudum ve oldu her şey.Yanıma geldi biri, koluma dokundu.Batuhan'dı gelen.Sen ağlıyor musun dediğinde, ağladığımı fark ettim.Okuduklarım mı etkiledi beni, yoksa sonbahar rüzgarı eşliğinde ki duygusallık mı bilmiyorum.

İnsanların korkularıyla ve hayalleriyle dalga geçmedim hiç bir zaman.Bana saygı duymayan insanlara inat, herkese saygı duymaya çalıştım.Ama bugün, o insanlar bir kez daha dalga geçtiler benimle.

Öğle yemeği konumuz yine Barış ve bendim.(yaklaşık son bi haftadır böyle) Zaten neden böyle olduğunu anlayamıyorum bir türlü.Konuşacak malzeme eksiliği yaşıyoruz sanırım.Neyse işte, konuşuyorduk...Barış'ın da diğerleri gibi olacağından korktuğumu anlattım onlara.Ve dedim ki, "herkesin bağlanamamasına inat bu sefer ben bağlanmak istemiyorum.Kendimi değiştirmeye karar verdim çünkü."Önce peki falan dediler, kimseden ses çıkmadı.Derse girdik falan.Akşam otobüsteydik.Yumak'ı geri vereceğimizi söyledim onlara.Dedikleri şey beni güldürdü evet ama, aslında incinmiştim.Dediler ki "niye bağlanmaktan mı korktun?"

Kötüydü bu.Ve düşündüm.Acaba onları kimse "bağlanmak istemiyorum" diyerek terk etmedi mi?Sonra, bu olay üstüne hiç canları yanmadı mı?Ağlamak zayıflıktır diye düşünüp ağlamamaya çalışırken, gözyaşları içlerine akmadı mı onların?Kelimeler bazen beni anlatmaya ifade etmez diyerek, birşeyler karalamak üzere kağıdı aldıklarında; tek çizdiklerinin karanlık küçük geometrik cisimler olduğnu fark etmediler mi hiç?Aylar sonra, başka biri çıkınca karşılarına yine aynı hamlelerle mat olmadılar mı oyunda?

Garip geliyor insanlar bana.Ya hiç düşmeyecek kadar dikkatli koşuyorlar bu yolda ya da gerçek birşeyi hissedecek kadar dikenli yollara çıkamıyorlar.Korkak onlar mı, yoksa her seferinde düşen salak ben miyim acaba?

Böyle olmasın dedim bu sefer.Bağlanmak yok dedim.Ama her sabah uyandığımda, bakıyorum o telefona ve görüyorum günaydın mesajını.Sıkıcı bir dersi mesajlarıyla eğlenceli hale getiren biri var hayatımda evet.Ama güya bağlanmıyordum ona.Aslına bakacak olursanız, herkes biliyor ki; bu bağlanmak değil.Alışmak.Ama biliyoruz ki, alışmadan bağlanamazsınız zaten.

Korkuyorum, evet inkar etmiyorum.Bitip gidecek biliyorum.Saklamıyorum kafamın içindekileri.Kendimce tesellim var benimde.Bu da bitip gittiğinde, kafamı dağıtmaya yardım edecek arkadaşlarım var.Zaten onlarda olmasaydı, bu işin tadı iyice kaçardı sanırım.Onların salak arkadaşları, biyerlerini kanatarak dikkatsizce koşmaya devam edecek, zaten onlarda ilk yardım malzemeleri her zaman var.Sanırım buna sevgi diyorlar.

Neyse ki, arkadaşların sevgisi hep vardır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder